Verimlilik, Sürdürülebilir Karlılık, Dijital Platformlar

Mobilya Dekorasyon Dergisi - Mobilya Dekorasyon - Dergi - Yayın - İletişim - Dergi - furniture - wood - design - dizayn - aksesuar - kenarbandı - edgeband - makine -woodworking - woodworkingmachinery - fair - mobilya fuarları - woodworking machinery - ahsap makineleri- glue-yapıştırıcı tutkal-

Verimlilik, Sürdürülebilir Karlılık, Dijital Platformlar

17-05-2016
Verimlilik, Sürdürülebilir Karlılık, Dijital Platformlar
Hafele insan ile mekanın olduğu her yerde var. Estetik ile işlevselliği teknolojik yeniliklerle sunuyor ve ürünlerimiz üzerinden mutluluk satıyoruz. Bugünkü pazardaki liderliğimizi işinin ustası olan çalışanlarımıza ve yenilikçi iş modellerimize borçluyuz.

Hafele Türkiye olarak bizler hem şirketimizi hem de iş ortaklarımızı daha verimli yapabilmek için sürekli çalışıyoruz. Tüm paydaşlarımızı değer üretme üzerine odaklıyoruz.  Sektörde bir ilk olan; mutfak sektörüne yeni bir soluk getiren “Hafele Kalite Noktaları” projemiz her geçen gün daha da gelişiyor ve kuvvetleniyor. Bildiğiniz gibi Hafele Kalite Noktalarında son tüketiciye ürünlerimizin doğru uygulandığı mutfak ve banyolar üretilip, montaj yapılıyor. Buradaki iş ortaklarımız markamızın ve ürünlerimizin gücünden istifade ederken; son tüketicide övünebileceği mutfaklara, banyolara kavuşuyor. Bu dünyada örmek gösterilen bir proje olmuştur.

 

2016 İstanbul Yapı Fuarında lansmanını yapacağımız; konutlarda “Hafele Konsept Projesini “ geliştirdik, fuarda tasarımını kendimizin yaptığı; yepyeni ürünlerimizin içinde yer aldığı mutfak, banyo ve giyinme odalarını sunacağız.  Müteahhit iş ortaklarımız bugüne kadar satışlarında çoğunlukla kendi markalarından, konutun adresinden ve konutun dış görünümünden faydalanıyorlardı. Hatta konut alanların çoğu konutu, örneğini bile görmeden satın alıyordu. Artan rekabet,  müteahhit iş ortaklarımızın daha katma değerli ve daha tercih edilen konutlar üretmeye yöneltti. Bize onlardan gelen yoğun talepleri analiz ettik, ve  konuttaki müşteri deneyimine çok farklı bir bakış açısı geliştirdik. Bu bakış açısını geliştirirken 92 yıllık küresel şirket tecrübemizden ve markamızın gücünden faydalandık . Bu yeni bakış açısı ile; Konutun içindeki özellikle şıklığın ve işlevselliğin ayrıcalığını, markamız şemsiyesinde sunuyoruz. Tamamı  Hafele Türkiye ekibinin geliştirdiği bu proje ile dünyada ses getireceğiz ve konut sektöründe tüm Dünya’da yeni bir başlangıç yaratacağız.

 

VERİMLİLİK TANIMI

 

Verimliliği ;  “Daha az kaynak ile daha çok çıktı elde etmek” anlamında tanımlayalım. Daha az kaynak ile  daha çok çıktı üretebilmek tabi ki sadece ölçmek ile ilgilidir. Bence iş yönetmek  işi geliştirmek demektir; sadece sonuçlarını, sonucu etkileyen parçalarını ölçtüğünüz bir işi  geliştirebilirsiniz. Einstein’ın “ Delilik; aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemektir” sözünü;  “aynı şeyi aynı şekilde yaparsanız aynı sonucu elde edersiniz” olarak yorumlamak çok anlamlı olabilir. Biz Hafele’de sürekli işimizi parçalara böler ve parçaları sürekli ölçerek iyileştiririz. Sebep sonuç ilişkilerini gözetir; hedeflerimiz ile aradaki açıklığı sürekli kontrol altında tutarız.

 

Verimlilik sektörde bence kesinlikle bir gelişim alanıdır. Özenle ve ısrarla geliştirilmelidir. Verimlilik karlılığın ve sürdürülebilirliğin temelidir. Bir kaç örnek ile nesnelleştirmeye çalışacağım. Karlılık iş yapmanın arzu edilen sonucudur. İster üretici olsun isterse dağıtıcı olsun; şirketler karlarını işlerinin parçalarında, tam ve net olarak bilmelidirler. Artan rekabet ortamı, şirketlerde karları yaklaşık bilerek karar vermeye izin vermemektedir. Ürün karlılığı, teklifin yaklaşık karlılığını biliyor olmak kesinlikle yeterli değildir. Sektördeki şirketler ay sonu karlılık, proje karlılığı, departman maliyeti, fire oranı, uçtan uca maliyet …..gibi detay ölçümleri yapıyor ve şirketleri için verdikleri kararları daha sağlıklı hale getiriyor olmalıdırlar. Tam bilmediğiniz bir şeyi geliştirmeniz tahmine dayanır ki günümüz rekabet ortamı için bu çok riskli olacaktır. Muhasebe cari alacak ve cari borçları gösteren bir bakiye takip metodu değildir, bir bilimdir. Doğru detayda hazırlanmış raporları okuyarak, analiz ederek şirketteki kararların sağlıklılığı sağlanmalıdır.

 

SATIN ALIRKEN KAZANMAYA HARCANAN ORANTISIZ ÇABA

 

Satın alırken kazanma konusu farklı bir  bakış açısı gerektirmektedir. Başka yerden bakıp, farklı ve faydalı sonuçlar üretmekle ilgilidir. Şirketler var olan enerjisini nereye harcayacağına yeni bir bakış açısı getirmelidir. Eski ve doğruluğuna inanılan bir deyiş vardır. ”Satın alırken kazanmak gerekir.” Bu sözü”Elde etme maliyetinde ve uçtan uca hesap yapıldığında kazanmak gerekir” olarak  güncellemek gerekir. Satın alırken kazanıyorum algısı ile; ölçülmeyen kayıplar algılanmamaktadır. Uçtan uca maliyet dendiğinde; elde etme maliyetine alternatif maliyete de  bakmak gerekir. Bazen ağaca o kadar yakın bakarsanız bu defa ormanı göremez hale gelebiliyorsunuz.

 

Elde etme maliyetinde; Satın alma fiyatı + varsa nakliye bedeli + varsa elde lüzumsuz kalan malzeme maliyeti + varsa ürün kalitesinden kaynaklanan satış sonrası hizmet maliyeti + varsa ürün tedariğinde gecikmelerden kaynaklanan üretim durması ve/veya sipariş teslim gecikmesi maliyeti + varsa ürünün bedelini ödeme maliyeti ( Banka havale masrafı, çek yaprağı masrafı…) hesaplanmalıdır. Bu toplam maliyete baktığınızda satın alma fiyatından çok farklı bir maliyet görürsünüz. Havale ücretleri finansman gideri içinde , ürün tedariği yüzünden yükleme yapılamadığından bekleyen tır ücretleri nakliye gideri içinde, elde kalmış stoklar yarı mamuller ve stoklar içinde kaybolsa da esasında hepsi satın almanın sebep olduğu giderlerdir. Satın alırken kazanayım derken detayı ölçememekten sektörde bazı üreticiler ölçmedikleri kayıplara uğramaktadırlar. Tüm dünyanın kabul ettiği tartışmasız gerçek en kıymetli kaynağın zaman olduğudur. Zamanı nasıl kullandığı şirketleri başarısını değiştirir. Ölçmüyor olmak farkında olmamaya, farkında olmamak kaybetmeye devam etmeye sebep olmaktadır.

 

Modüler Mobilya üreticisinden örnek vererek nesnelleştirmeye çalışacağım. Bu şirketin satışlarının tamamını % 100 kabul edelim; bu % 100’ün içinde aksesuar ve donanım, (dünya ortalamasında) satışların yaklaşık % 6 sına denk gelecektir. Satın alırken kazanmak adına bu mobilya şirketi aksesuar ve donanımda bir çok tedarikçiden ürün temin etmeye çalışsın. Amacı satın alırken kazanmaktır. Tam bu noktada ölçmenin önemi ortaya çıkar. Tamamı satışların % 6’sı olan bir konuda satın almadan ne kadar kar sağlanabilir ? Tedarikçi sayısını artırdığınızda elde etme maliyetiniz artar. Örnek olarak satın alma fiyatından % 20 kazandığını var sayalım; % 6’nın % 20’si % 1,2 olacaktır. Elde etme maliyetinde satın alma fiyatına hiçbir ilave maliyet oluşmazsa, stoklar sıfır olursa sağlayacağı avantaj % 1,2’dir ki pratikte daima elde stok kalmaktadır.  Elde etme maliyeti tam hesaplandığında şaşırtacak kadar büyüktür. Öte taraftan zaman en kıymetli kaynaktır. Şirketin, şirketin yetkililerinin bu işe zamanını ve enerjisinin % 1,2’sinden fazlasını harcamaması gerekir; bu da bir günde 8 saat kaliteli çalışma saati varsa  aksesuar ve donanım satın almasına günde 6 dakikadan, haftada 40 dakikadan az süre ayrılmasını gerektirir.  Böyle bakmaz böyle ölçmezseniz göremeyeceğiniz konulardır bunlar. Üründe, üretimde, stokta yalınlaşma; müşteriye göre esnek olabilme fırsatları yakalanmalıdır, sadece satın alma fiyatını ölçerek kazanç elde edildiği sadece bir yanılgıdır.

 

Özellikle son bir yılda bir çok başarılı mobilya üreticisi tedarikçi sayısını hızla azaltmaktadır. Bu konudaki basit gerçek şöyle tanımlanabilir; enerjinin ve zamanın büyüğünü  işin ( Satışın ) % 1’ine harcandığında verimlilik mümkün olamamaktadır. Zaman müşteriyi algılamaya, daha çok müşteri ziyaretlerine,  tasarıma, montaj kolaylıklarına, üretim standartları yükseltmeye,  daha doğru katalog yapmaya, daha doğru koli yapmaya, fireyi azaltmaya, üretimi hızlandırmaya, önce 2. Vardiya sonra 3. Vardiya çalışmayı öğrenip iş geliştirmeye ayrılmalıdır. Zamanı nasıl kullandığımız şirketlerimizin başarısını değiştirmektedir. Şirketler değişen çağa ayak uydurmalıdır. Aynı zamanda daha çok sonuç ( Değer ) üretecekler eylemler yapılmalıdır. Zaman her şeye hiçbir zaman yetmez ancak en önemli işlere hep yeterlidir. İşin önemi ; muhtemel yaratacağı farkın büyüklüğünün satışlara oranlanarak ile tespit edilmelidir.  Şirketin satışlarını artıracak konular öncelikli olmalı ve titizlikle ele alınmalıdır.

 

ÜRETİMDE VERİMLİLİK

 

Üretim bir akıştır. Farklı becerideki farklı makine parkları ile akışı yönetmek esastır. Akış verimliliği saatteki üretim kapasitesi ile üretim miktarı arasındaki orandan anlaşılmalıdır. Amaç aynı zaman diliminde aynı girdiden daha çok çıktı elde etmektir. Yalın üretim tekniğinden istifade edilmelidir. İsraf ile mücadele etmelidir. İsrafı 7 başlıkta toplayabiliriz ; Duran makine, lüzumsuz taşıma, fire, lüzumsuz üretim, lüzumsuz stok, gereksiz işlem ve tamir 7 grupta toplayabileceğimiz israftır çeşididir. Maliyet etkileri vardır, değer üretmezler. Ölçererek minimize etmek gereklidir.

 

Sürekli makine yatırımı yerine 2. Vardiya ve sonrasında 3. Vardiya çalışma öngörülmeli, sermaye daha verimli kullanılmalıdır. Ürettiğimizi satmak yerine satabileceğimizi üretmek konusuna eğilmek faydalı olacaktır. Müşteriyi çok iyi anlamak bu konuya odaklanmak ile mümkündür. Şirketin enerjisi bu konularda yoğunlaşmalıdır. Böyle üreticilerin rekabette farklılaşması kaçınılmazdır.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR KARLILIK

 

Çok haklısınız. Günümüz iş dünyasında başarılı olmak;  bir çok etkenin birbirini etkilediği ve birbirinden etkilendiği; sistemler ilişkilerini yönetmekle ilgilidir. Kurlar, hammaddeler, işçilik maliyetleri, rekabet, verimsizliğin oluşturduğu maliyetler, israfın net ölçülmemesinden ve iş sonuçlarına yansıyan maliyetler….Her biri rekabetçiliği ve karlılığı etkiler. Satış fiyatındaki rekabetçilik düşük karlılık ile sağlanıyorsa; bu sürdürülebilir olmayabilir. Ürünler doğru kalitede üretilmeli, doğru fiyat ile satılmalıdır. Karlılık iş hayatının özüdür. Şirketlerde sürdürülebilirlik; kar ve  nakit akışın sağlıklılığı ile mümkündür.

 

 ISO 9001, 5 S ve ENDÜSTRİ 4.0

 

Dünyanın bir çok ülkesinde ISO 9001 ve Japonların 5 S’si daha yeni yeni anlaşılırken şimdi Almanlar Endüstri 4.0’ı çıkarttı. 5 S; çalışma sahasında sürekli temizlik; tertip, düzen ve disiplin ile ilgilidir. Bu düzen alışkanlığı arkasında tanımlı işler yaratma ve hep tanımlandığı gibi işi yapmak gelir. Bu sayede standartlaşan üretimin verimlilik avantajları olduğu gibi kalitesizlik maliyetleri bertaraf olmaktadır. Türkiye’de en önemli kaynak olan zamanın önemli kısmının buraya harcanması gerektiğine inanıyorum.  Türkiye’de hala nakliye hasarları çok yüksek orandadır, paketleme ve nakliye detaylarının daha iyi çözülmesi gereklidir. Fabrikalarda üretim hatlarının birbiri ile dengeli olması ve üretimdeki akışın geliştirilerek düzenlenmesi çok önemlidir. Duran makine israf olduğu gibi birim saatteki çıktıyı artırmadığı halde yapılan üretim de israftır.

 

Şimdi Almanya’da yeni bir üretim felsefesi olan Endüstri 4.0 çıktı.  Endüstri 4.0 insanlığın endüstrileşme sürecinde gerçekleştirdiği diğer büyük devrimler gibi üretimde köklü değişimleri getirecek. Üreticiler, verimliliği düşünmeye başladıklarından beri çeşitli stratejiler deneyerek verimlilikte gelişmeye, fark yaratmaya çalıştılar. 19. yüzyıl, su ve buhar gücünün ne kadar değerli olduğunu gözlemleyen insanların, bu gücü üretime dahil etmesiyle üretim değişti. 20. yüzyılda Henry Ford, otomobil üretilen fabrikasında, üretimi büyük resmin her noktasını bağlantılı kılan üretim bandını kullanmasıyla; elektriğin üretim yapılan tüm yapılara girmesini tetikledi. Kısa süre içinde elektrik ve mekanik enerjiden beslenen teknolojiler hızla gelişen dijital teknolojilere yerini bıraktı. Gelecek yüzyıllarda ise 21. yüzyılın, Endüstri 4.0 ile yaşadığı değişimle anılacağını söylemek zor değil. Endüstri 4.0 tamamen vazgeçilmesi mümkün olmayan geleneksel üretim süreçlerini, bilişim teknolojilerinin kazandırdığı pratiklerle geliştirmek için yapılan tüm girişimleri kapsıyor. Üretimdeki bu yeni yaklaşım; makinaların birbiri ile konuştuğu; hızı ve akışı otomatik ayarladığı ve teknolojiyi daha da kullanarak verimlilikte çok üst seviyelere çıkılan bir yaklaşımdır. Sektörde vizyon olarak üretimde Endüstri 4.0’ iyi uygulamak ve buradan geleceğe hazırlanmak orta ve uzun vadeli en kıymetli strateji olabilir.

 

Bakış açısı dediğiniz şey bilgiden tetiklenir. Bilgi en büyük güçtür ve aynı zamanda da bilginin miktarı gücün sınırını belirler. Bilgimizin yeterliliği kadar algılarız, bilgi seviyemiz becerimiz üzerindeki en önemli etkendir. Bu anlamda neyi bilmediğini bilmek, yakalanacak avantajların belki de  en önemlisidir.

 

ISO 9001 kalite belgelerinin müşteri dayatması ile yapılması ve özünde değil de yüzeysel uygulanması sermaye ya da kaynak yetersizliği ile ilgili bir  olay değildir, bu bir  faydasının farkında olmama durumu ve bakış açısı olayıdır. Bu konuda doğru bilincin yerleştirilmesi gereklidir.

 

SATIŞ, PAZARLAMA, RİSK, SERMAYE ve KARLILIK

 

Pazarlama ve satış sistemleri ile tahsilat sistemine ayrı ayrı bakmak daha doğru bir analiz olabilir. Müşteriye sunduğunuz değeri daha iyileştirmek ve de bunu daha doğru iletişimde bulunmak şirketlerin temel konusudur. Müşteri hep faydayı alır. Fayda nedir ? Bu konu bazen oldukça da yanlış yorumlanabiliyor. Satışta çok uzun vadeler şirketlere fonlama maliyetleri doğurmaktadır ve şirketler nakit tüketir duruma gelmektedirler. Sermayelerini daha doğru kullanmaları doğası gereği çok önemlidir. İş nakit tüketiyorsa bunu ya bir banka fonlayacak ya da şirketin sermayedarı fonlamalıdır. Enerji verimliliğime harcanmalıdır. Toplu satın alındığında kazanıldığı düşünülen fiyat farkı konu nakit akış etkisine geldiğinde şirketlerin sermayelerini kötü kullandıklarını göstermektedir. Tükettiğin kadar satın almalıdır ; sermaye bir kaynaktır, doğru kullanmalıdır.

 

 OLUMLU OLMAK İÇİN ÇOK SEBEP VAR

 

Tüm dünya kırılgan bir süreçten geçiyor. Türkiye arka arkaya iki seçim süreci atlattı, Rusya ile ilgili çok önemli bir kriz atlattı, 3 milyon mülteci ile ilgili beklenmedik şeyler yaşadı, halen daha terör ile ilgili anormal bir süreç yaşıyoruz, turizm iptalleri, Libya, Irak, Rusya pazarlarında ki  kayıplar mevcut durumun olumsuz tarafı. Ancak dünyadaki hemen hemen her ülkede bir çok olumsuzluk var. Petrol üreten ülkelerde çok önemli gelir düşmeleri oldu, bu ülkelerin harcamaları ve yatırımları düştü. Diğer tarafta bizim gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerde petrol giderlerinde büyük tasarruf oldu. Bizim genç bir nüfusumuz var, dünyada çok etkin müteahhitlerimiz var ve ülkemiz yüzde dört büyüyor, kentsel dönüşüm bizde var, enflasyon düşüyor, faizler düşme trendine girdi, ihracat tekrar artmaya başladı, önümüzde uzun zaman seçim yok. Bunlar mevcut durumun pozitif tarafı. Olumlu olmak için çok sebep var. Pozitif olmak sadece iyi değil aynı zamanda gereklidir. Artı artıyı çeker.

 

Bizim sektörün paydaşları da verimliliğe odaklanmayla yüzleşmeli ve bu konuda her ay ölçülebilir ilerleme sağlamalıdırlar. Büyük resimde benim gördüğüm sektör büyük bir değişim ve dönüşüme hazır. Öncü firmalar bu konularda önemli mesafeler almış durumda. Diğerleri de algıladığı oranda hazırlanacaktır.

 

BİLGİ BAŞARIYI GETİRİR

 

Bence gündelik işin akışı içerisinde mücadele eden insanların acil konuları var. Acil konuların önemini sorgulamak faydalı olabilir. Bilginin en büyük güç olduğu hep hatırlanmalı ve acil konulara bilgiyi tamamlamak hep eklenmelidir. Şunu söyleyebilirim ki eğer birisi başarılı olacaksa çok çalışan değil, daha fazla bilgiye sahip olan başarılı olacaktır. Bildiğin kadar yaparsın, bildiğin kadar başarırsın esasında. Eğer çalışmandan ve sonuçlarından memnun değilsen o zaman bilgini artırman lazım. Öncelikle öğrenmekle ilgili iştah yaratmak ve var olan iştahını artırman gerekir. Bizim şirketimizde kütüphanemiz olması, eğitimin sürekli olması gurur duyduğumuz konulardır. Öğrenmeyi günlük hayatın içine almayı normalleştirmeliyiz. Okulun bitmiş olması öğrenilecek konuların bittiğini tabi ki anlatmaz. Nesnelleştirmek adına; geçen ay neyi öğrendiniz, bu ay neyi öğreneceksiniz ? Nasıl öğreneceksiniz ? Ne önemli ? Hangi bilgiyi artırmak lazım ? Bilgiyi artırmak hem her bireyin hem de şirketin sorumluluğudur.

 

GELECEK DİJİTAL PLATFORMLARIN

 

Biz, Türkiye’de dijital yatırımlarımızın karşılığını hep aldık, alıyoruz. Bu sene Mart ayında Hafele Türkşye rekorumuzu kırdık. Gelecekte dijital ortamlarda müşterisine değerini anlatamayan firmalar zorlanacaktır. Bu bir süreç,  gelişmeleri takip etmek lazım. Artık herkesin ürünün faydasını, katma değerini dijital ortamda anlatacağız diye düşünmesi lazım.

Biz de bunu yapıyor ve artık müşterimizin ürünün teknik, ticari ve görsel özelliklerini dijital ortam üzerinden görebilmesini sağlıyoruz. Buradan ona lazım olan ürünü seçiyor, ihtiyaç duyduğu ürünü buradaki akıllı sorular sayesinde kolayca bulabiliyor. Günde 24 saat hafta 7 gün çalışan yeni satış elemanımız o.

 

http://online.hafele.com.tr/

 

Bu yıl iddialı büyüme hedefleri koymuştuk, bugün bu hedeflerimizi de aşacağımızı öngörüyoruz. 2016 yılının tüm sektör için bir verimlilik yılı olması diliyorum.

 

Hilmi Uytun 

HAFELE Türkiye ve Bölgeler İcra Kurulu Başkanı

 

 

 

 

yazar

Hilmi Uytun

E-bülten için e-posta bırak