İzafiyet ve yaşadığımız toplumsal zafiyet !...

Mobilya Dekorasyon Dergisi - Mobilya Dekorasyon - Dergi - Yayın - İletişim - Dergi

İzafiyet ve yaşadığımız toplumsal zafiyet !...

13-11-2013
İzafiyet ve yaşadığımız toplumsal zafiyet !...
Toplum olarak birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımız ne kadardır. Birbirimizin yaşam tarzına müdahale hakkına sahip miyiz, birey devletin veya şu yada bu sistemin malı mıdır? Devlet bizim özgür ve güven içinde yaşamamız için başımıza getirdiğimiz yönetenler sınıfımıdır, yoksa biat etmemiz gereken kutsal bir kurum mudur. Dünyanın bu denli ekonomisi kültürü ve alışkanlıklarıyla iç içe girdiği ortak beğeni ve yaşam tarzlarının oluştuğu bir dünyada kendimizi nereye koyuyoruz. Toplum bireylerden oluşur, sağlıklı ve objektif düşünen , özgür fertler olmadan sağlıklı toplum oluşmaz.Toplumumuz hızlı kapitalistleşmenin yarattığı tüm çarpıklığa, fırsatçılığa rağmen dayanışma ruhunu hala koruyan, başkalarının acılarına ağlayıp üzülebilen yapısını hala koruyor, Önem vermediği bireysel özgürlük alanlarının farkına vardığında ve yurttaşlık haklarını koruyabildiğinde kendi özgürlüğüyle birlikte toplumsal özgürlüklerin de yolunu açacaktır.

 

 

 

İzafiyet ve yaşadığımız  toplumsal zafiyet !...

 

Hayatta her şeyin izafi olması gerçeğinin insanoğlununkaçta kaçı farkındadır acaba, Bu gün sahip olduğumuz güç ve imkanlar,  kaynaklar tükenmez şeyler midir. Yedi milyarıaşkın insan nüfusunun büyük kısmının çalışan , kalanının ise mutlu azınlıkolduğunu düşünürsek Bu azınlığın ruhi haletinin analızını nasıl yapabiliriz.Yada çoğunluğun yoksunluk empatisini!...

Varlık  hayal edilebilir çünkü  yoksulun belki de her günkü düşüdür bu,   kurtulmak istediği yoksulluk batağı ,  sahip olabileceği eşyalar,  ev , araba, daha ötesi ise  bir yazlık, yaşlılığını rahat geçirebileceğiiyi bir maaşı olsun ister.  Ortalamazenginlik düşü bu kadardır, ötesi ürkütür onu.

Türkiye’nin önemli besteci ve söz yazarlarından BoraAyanoğlu’nun  fabrika kızı şiirindeki gibi:

 ‘Fabrikada tütün sarar

Sanki kendi içer gibi

Oturmuş da hayal kurar

Bütün insanlar gibi’

’ Tüm çabalar bu yaşama ulaşmak içindeğimlidir  Oysa  yoksulluk varsılken unutulur, dahası varsılbu perişan hikayeyi düşünmek bile istemez, içi kararır, keyfi kaçar, gözününönünden geçen senaryoda boğazı düğümlenir, Allah göstermesin der.  Sanki yoksulluk Allah yazgısıymış gibi!...  Allah sevdiği kullarına neden böyle bir yazgıversin ki, toplumsal adaletsizliğe uydurulmuş talih, kadercilik insanlarınbelleğine yapıştırılıyor hemen .  Oysayanımız yöremiz bu hikayelerle dolu işe giderken yol kenarına diziligecekondular, sağa sola dizili parasızlıktan sıvaları yapılamayan kırmızıkiremitli evlerde bu öyküler yaşanıyor. Sabahın altısında Yol kenarlarında durakları dolduran kalabalıklar, otobüslerde hınca hınç yol alanlar bunlardır. Bizonların yanlarından arabamızla hızla geçer, toplu taşıma denilen bu insankatarlarını seyrederiz.. Her sabah ve iş dönüş saatlerinde  camlara yapışmış o insan yüzleri bu ülkeninve bizlerin yirmi otuz yıl önceki ortak hikayemiz değimlidir. ‘’ Allahgöstermesin !...’’ dediğimiz bu manzarada Allahın yüzüne güldüğü kullardan olmak şansına nail olanlar, iyilik vevijdanlı insan olma disturunu koruyabildikleri kadar bunlara layıktır.

Yaşamda sınırsız bir şey olmadığıgibi bu göreli ilişkiler içinde, helede Türkiye gibi kaygan ekonomik ve siyasaldüzlemlerde,  Hak hukuk gözetmek  her şeyden önemlidir. Yapılan iyi şeylerunutulmaz ve iyilik yanınıza kalır, onun huzur ve vijdani rahatlığı her zamanyanınızda asılı durur.  Zemin elinizdeolmadan kayıverdiğinde sizin de bir hikayeniz olmuş olur. Bu yüzden de siz yaşamayıbecerebilseniz de sizinle birlikte bu yaşama alışanlar ve dününüzü bilmeyenleriçinhayat hiç de  kolay olmayacaktır .Etrafımız bu hikayelerle dolu değimli. 

Einstain bu kuramı sadece astrofizik için geçerli değildir.  hayatımızınkendisi de o izafiyet kuramı içinde deviniyor, Emek harcanarak kazanılan değerler kutsaldır. Ancak kazanıldıktan sonrageçmişi unutmadan yaşama erdemini gösterebilirsek anlamlıdır,  Çünkü güç geçici bir şeydir,  kime göre güçlüsün, kendini düşünüyorsansenden çok güçlü olanları aklına getir, yarattığın değerlerle onlarınkinikıyasla kendini asla alttakinin gücüyle kıyaslama, ülkeni, geri bıraktırılmışve totaliter rejimlerle yönetilen ülkelerle değil,  uygar ülkelerle  kıyasla.  Onun  imkanlarını güçlüdevletlerle karşılaştır, Dünya ekonomisindeki yerini, demokrasini, insanhakları sicilini, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin dünya sıralamasındakiyerini, sokak çocuklarının sayısını, trafik çinayetlerinin dünya ortalamasını,hapishanelerde yatan insan sayısını, cezaevlerindeki gazeteci sayısı ve dahası. 

Toplum olarak birbirimize karşıhoşgörü sınırlarımız ne kadardır. Birbirimizin yaşam tarzına müdahale hakkınasahip miyiz, birey devletin veya şu yada bu sistemin malı mıdır  Devlet bizim özgür ve güven içinde yaşamamıziçin başımıza getirdiğimiz yönetenler sınıfımıdır,  yoksa biat etmemiz gereken kutsal bir kurummudur. Dünyanın bu denli ekonomisi kültürü ve alışkanlıklarıyla iç içe girdiğiortak beğeni ve yaşam tarzlarının oluştuğu bir dünyada kendimizi nereyekoyuyoruz.  Toplum bireylerden oluşur,sağlıklı ve objektif düşünen , özgür fertler olmadan sağlıklı toplum oluşmaz. 

Toplumumuz hızlı kapitalistleşmeninyarattığı tüm çarpıklığa, fırsatçılığa rağmen dayanışma ruhunu hala koruyan,başkalarının acılarına ağlayıp üzülebilen yapısını hala koruyor, Önem vermediğibireysel özgürlük alanlarının farkına vardığında ve yurttaşlık haklarınıkoruyabildiğinde kendi özgürlüğüyle birlikte toplumsal özgürlüklerin de yolunuaçacaktır.

Bu ay sektör analizi yok içimdenbunları sizinle paylaşmak istedim hepsi bu.

Saygılarımla

Nesip Uzun

 

 

yazar

E-bülten için e-posta bırak