Geleneği, ahşabın estetiği ile birleştiren sanat eseri bir mimari örneği: Haberdashers’ Hall, Londra

Mobilya Dekorasyon Dergisi - Mobilya Dekorasyon - Dergi - Yayın - İletişim - Dergi - furniture - wood - design - dizayn - aksesuar - kenarbandı - edgeband - makine -woodworking - woodworkingmachinery

Geleneği, ahşabın estetiği ile birleştiren sanat eseri bir mimari örneği: Haberdashers’ Hall, Londra

24-10-2011
Geleneği, ahşabın estetiği ile birleştiren sanat eseri bir mimari örneği: Haberdashers’ Hall, Londra
Modern Londra’nın simge binalarından olan ve Haberdasher’s firmasının West Smithfield semtindeki merkez binası olarak kullanılan Haberdashers’ hall, ahşabın, özellikle de Amerikan sertağacının modern mimarideki kullanım örnekleri arasında övgüyle anılanların arasında gelmektedir. Ünlü mimar Michael Hopkins tarafından tasarlanan ve esas olarak ahşap, elişi tuğla, hazır beton, York taşı ve paslanmaz çeliğin birarada kullanımıyla inşa edilen bina, ak meşenin cilalı paneller, glulam çatı kirişleri ve lamine kaplamalarla olan uyumlu harmonisi ile ön plana çıkmaktadır.
İNGİLİZ ARİSTOKRAT GELENEĞİNİN MODERN MİMARİ İLE BULUŞMASI
Birleşik Krallığın, kökleri Ortaçağ'a kadar uzanan ünlü tuhafiye firması Haberdasher, 650 yıllık ticari hayatı boyunca çeşitli aşamalardan geçmiş olup, günümüzde İngiltere ve Galler bölgesinin en saygı eğitim kurumları olarak hizmet vermektedir. Firma, yangınlar, hava bombandımanları ve yenilemeler nedeniyle tarihte 3 kez merkez binasını değiştirmiş ve en son, 2002 yılında oldukça özgün bir mimari ile inşa ettiği bugünkü binayı hizmete açmıştır. Açılışı Kraliçe Elizabeth tarafından yapılan ve Londra'nın West Smithfield semtinde ünlü mimar Michael Hopkins tarafından tasarlanan ve ağırlıklı olarak Amerikan Ak Meşesi ile inşa edilen Haberdasher's Hall, firmanın merkezi olarak kullanılmakta olup, yönetim ofisleri, toplantı salonları, sergi ve resepsiyonlar için kullanılan alanlarıyla bir kompleks olarak hizmet vermektedir. 15. yüzyılda kurulduğu sırada Majestelerinin hayır yemekleri verdiği Haberdasher's Hall, bugün de bu aristokrat etkinliğinin mirascısı olarak, eğitim işlevinin yanısıra çeşitli resmi kabullere ev sahipliği de yapmaktadır

AHŞAP VE ÇELİĞİN HASSAS GEOMETRİK ORANTILARA SAHİP PLANI
Michael Hopkins ve Ortağı'nın binası, ulaşılan nihai mekan olan "kuşanma odasına" doğru giden misafirlere bir dizi koridor ve odadan geçerken resmi bir mekan tecrübesi sunmaktadır. Bu alan sadece binanın temel işlevinin gerçekleştiği yer olmayıp aynı zamanda planının ve merkez unsurunun temeli, yani ahşap ve çelikten bir çatıdır. Binanın hassas geometrik orantıları öncelikle E biçimindeki geleneksel oturma planında düzenlenmiş masalara 190 misafiri yerleştirme gereksiniminden doğmuştur. Salonun uzunluğu (20 m), çevresinde odaların, bir ofisin, müstahdem dairesinin, bir kabul galerisinin ve bitişik toplantı odalarının bulunduğu 5 metre eninde bir şeridin bulunduğu kare avlunun boyutunu belirlemiştir. Fakat geometrinin daha önce kaotik bir şehir bloğu olan bir alana uygulanması gerekmekteydi. Hopkins alan üzerindeki en büyük bina olan eski bir antreponun arka kısmını yıktırmış, bu şekilde bir yandan yeni bir salon için yer açarken bir yandan da eski binanın 65 ikamet ünitesini içine almaya yetecek bir kısmını yerinde bırakmıştır. Bu, salon için bir tampon görevi gören Smithfield bina cepheleri görünümünü hemen hiç değiştirmeden salona kendi yüksekliğini vermiş ve gözden uzak avluyu oluşturmuştur.

ZARİF AYRINTILAR, UYGUN ORANTILAR...
Salonla ilgili olarak başta göze çarpan tek şey, sokaktan gelen alçak bir pasaj arasından avlunun bir görünümüdür. Misafirler bir sundurmadan geçerek iki tarafında büyük spiral bir merdivenin bulunduğu bir girişe gelirler. Turunçgiller ailesinden genç ağaçların bulunduğu bir sera akşam resepsiyonları için avluya açılırken merdiven de birinci kattaki ana etkinlik odalarına ulaşmaktadır. Dışarıdan bakıldığında bina hantal bir görünüm ve orantılara sahip olduğu izlenimi vermekte ve çok büyük ebatlı karo şekillerden oluşan kurşun bir çatı nispeten ince tuğla kirişler üzerine oturmaktadır. Fakat içerisine girildiğinde bu hava tamamen değişmekte gerek ayrıntıların gerekse de orantıların zarif ve insana uygun boyutlarda olduğu görülmektedir.

AMERİKAN AK MEŞESİ
Malzeme yelpazesi ahşap, elişi tuğla, hazır beton, York taşı ve paslanmaz çelikle sınırlıdır. Amerikan beyaz meşe birçok farklı şekilde kullanılmıştır; Bu kullanımlara zemin kat büroları çevresinde yük taşımayan bir levha bölmesinin oluşturulması, kabul galerisindeki ve salondaki cilalı paneller ve yapı glulam çatı kirişlerine lamine kaplama dahildir. Orijinal plan İngiliz meşesi kullanma yönünde olmuştur fakat Hopkins'e stokların azaldığı bildirilmiştir (proje mimarlarından biri esprili bir şekilde, şirketin bu meşelerin tümünü Portcullis Evi'nde kullandığını söylemiştir). En 'ekonomik' alternatif, Hopkins'in müdürü Jim Greaves'in 'çok tutarlı bir ürün' olarak betimlediği Amerikan ak meşe olmuştur. Başlangıçta Haberdashers' Company, 1950'lerde inşa edilen önceki binasından elde edilen cilalı panelleri kullanmak istemiştir fakat tarzla ilgili nedenlerden dolayı bu istekten vazgeçilmiştir. Greaves'e göre kereste çok farklı şeyler çağrıştırmaktadır. 'Emmanuel College'de [Cambridge] masif ahşap levhalar kullandık fakat Haberdashers'da bunun fazla rüstik kaçacağını düşündük,' diyor. 'Burada ağaç, Louis Kahn'ın keresteyi Yale İngiliz Sanatı Merkezi'nde [New Haven] kullandığı şekilde, çok ilginç bir yüzey elde etmenin bir yöntemi olarak kullanılmıştır.'

GELENEK İLE GELECEĞİN TASARIMLARININ BULUŞMA NOKTASI
Ağaç ayrıca Haberdashers'ın Londra'da 15. yüzyıl ortalarında inşa edilmiş ilk kuşanma salonuna doğrudan bir bağlantı sağlamıştır. Ortaçağın ahşap panelli salonlarıyla olan paralellikler bir asma galeriyle ve mavi ipek güneşliklerle (Patty Hopkins tarafından tasarlanmıştır) güçlendirilmiştir. Hopkins'in tasarımının gelenekten ayrıldığı nokta ise çatı iskeletinin kavrama elemanları olarak çekiç kirişli bağların yerine paslanmaz çelik bağların kullanılması olmuştur. Mühendis Arup bina için kendisine has bir zeka oyunuyla 'desteklenmiş yarı-ızgara' şeklindeki bir teknik terim oluşturmuştur; bununla birlikte Greaves, gerçekten yeni olan tek unsurun kereste tavan kaplamalarının paslanmaz çelik yataklara bağlanmasında kullanılan tutkal olduğunu söylemektedir. Kafesin her bir kesişim noktasında bu yatakların dördü paslanmaz çelikten bir çıkıntıya cıvatalanmıştır ve bu çıkıntılar da yapıyı destekleyen çelik bağlara bağlanmıştır. Bunun sonucu, çapraz kirişlerle mekana kalabalık bir görünüm verilmesi yerine mekana açıklık getiren nadide bir iskelet ağı olmuştur ve bunun yarattığı izlenim de güzel bir kutunun kapağı gibi, hafifçe dokunan desenli bir yüzeyin yaratacağıyla aynıdır.
yazar

E-bülten için e-posta bırak